reklam 3

Cuma, Şubat 26, 2016

Nükleer Enerji, Nükleer Santral adına Her şey!!!



Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?
► Çevreyi kirletmez.
► Karbondioksit ve karbon monoksit salmaz.
► Azot ve sülfür oksitleri salmadığı için asit yağmurlarına neden olmaz.
► Ülkenin nitelikli personel sayısını arttırır.
► Gelişmişlik kriteri olarak gösterilen 3 büyük teknolojiden biri olduğu için ülke ekonomisinde ciddi bir zenginleşmeye neden olur.
► Ülke Uranyum ve Toryum yataklarına sahip ise kaynak bakımından dış ülkelere bağımlı olmaz. (Ülkemiz her ikisine birden sahiptir.)
► Risk açısından en düşük tehlike riskine sahip teknolojinin rahatlığını sağlar.
► Birim Kilovat başına termik santralar den daha ucuza mâl olan elektrik enerjisi sağlar.
 Nükleer santral termik santrale benzer mi?
Evet. Kısaca Nükleer santral de aynen bir kömür santralı gibi termik santraldir. Farkı ise kömür yerine kullanılan URANYUM metalidir. Uranyumun atom çekirdeğinin hızla çarpan bir nötron tarafından ikiye bölünmesi neticesi ortaya çıkardığı muazzam enerji işin temelidir. Bu yanma veya parçalanma olayını gözle görmemiz mümkün değildir. Ancak sadece durduğu yerde kızaran ve inşaat demirine benzeyen uzun çubukları gözleyebiliriz. Bunlara da “yakıt çubukları” denilir. Aynen evlerimizdeki elektrikli sobalarında kızaran ısıtıcılara benzerler. Farkı ise kızarmaları için enerji ihtiyacı yoktur. Sanki kendiliğinden kızarır durur gibi durumdur….Isı kontrolü ise bu çubukların aralarına yerleştirilen özel alaşımlı (bor karbür) çubuklar ile sağlanır. Araya bu çubuklar girince reaksiyon azalır ve ısı düşer, çubuk aradan çekilince reaksiyon artar ve ısı yükselir.

Nükleer santral kazanı apartmanlardaki kalorifer kazanına mı benzer?
Evet. Sadece onun çok büyüğü . Ne kadar büyük derseniz 10-15 metre boyunda 3-5 metre çapında silindirik yapılı bir kazandır. Kullanılan çelik kalınlığı ise 15-25 cm civarındadır. İşte bir nükleer santral içinde büyük bir kazan ve bu kazan içine sokulmuş yüzlerce çubuktan ibaret bir yapı mevcuttur. Kaynatılan sudan çıkan buhar ise elektrik jeneratörünü çevirmek amacı ile çelik borular vasıtası ile jeneratörü çevirecek buhar tribününe gönderilir. Dönen türbin direkt olarak elektrik jeneratörünü çevirir.



Nükleer santralin kazanı ve boruları dışında başka parçası var mı?
Elbette vardır. Nükleer santral aslında bir beton yığınıdır dersek, hata yapmayız. Önce kazanı ve insanları koruyacak betondan kalın bir kubbesi olan yuvarlak bir betonarme kavanoz misali bir kabuk yapılır. Bunakoruma kabuğu denir. Çapı 50-60 metre civarında olan bu kabuğun kalınlığı ise 1.5-2 metre kalınlığında olmaktadır. Yüksekliği ise 20 katlı bina kadar olup içi tor çeliği olan özel bir betondur. Mühendislerin, teknisyenlerin %75 i bu bina içinde çalışır. Bina dışında ise yakıt deposu, buhar tribünü, elektrik jeneratörü, trafo ve destek üniteleri mevcuttur.

Açık ve Kapalı Nükleer Santral nedir?
Güvenlik amacı ile üstü kapalı bir kubbe ile koruma altına alınan santrallere KAPALI sistem nükleer santral denilir. Böyle bir kubbesi olmayan etrafı basit tuğla ve üzeride fabrika çatısı gibi kapatılan yani betondan koruma kabuğu olmayan santrallere AÇIK sistem denilir.

 Koruma kabuğu betonu ne kadar sağlamdır?
Koruma kabuğu beton kalınlığı kriteri son derece katı bir şart içermektedir. Şayet bir uçak dikine bu binanın yani koruma kabuğu üzerine kaza ile düşerse beton çatlamamalıdır !!! Siz hiç böyle bir şart duydunuz mu? Ama bu gerçek ve bu yüzden BETON 1.5-2 m kalınlığındadır. Şimdi düşünün deprem bu yapıya ne yapabilir? Elbette hiçbir şey yapamaz. Gördüğünüz gibi güvenlik dünyada en çok nükleer santraller de uygulanır. Ne kadar mı? Neredeyse yatırımın %40 güvenlik için harcanır. Karşıtlar güvenlik konusunda bilgi kirliliğini bilerek yaratırlar.

 Koruma kabuğu olmadan nükleer santral yapılabilir mi?
Batıda asla mümkün değildir. Çünkü bu konuda uluslar arası Atom Enerji kurumunun şartları içinde böyle bir yatırı kimse yapamaz. Bu kuruma üye olmayan tek birlik Sovyetler birliği idi. Rus veya doğu modeli olarak adlandırılan bu santrallerde ucuzluk; güvenliğe tercih edilmiştir. İşte bu nedenden dolayı Rusya’nın 1990 öncesi santralarında koruma kabuğu yoktur. Bulgaristan ve Ermenistan santralleri de açık yani koruma kabuğu olmayan santrallerdir.

 Nükleer Santrallerin bacası var mıdır?
YOKTUR. Çünkü çekirdek reaksiyonu neticesi bir gaz ortaya çıkmaz. Termik santrallerin çıkardığı atık gazlar ise iki yönlü sıkıntı yaratır. Hem atmosfere gaz salarlar hem de bacadan çıkan kurum ve partikül atıkları ile çevredeki bitki örtüsünü ve toprağa zarar verirler. Zaten dünyayı küresel ısınmaya sokanda bu atık baca gazlarıdır. Yani felaketin suçlusu kömür, doğalgaz, ve petrolden açığa çıkan gazlardır. İnanılmaz boyuttaki bu sayıları verelim siz yorumlayın. 1000 MW bir kömür santralinden yılda: 6 milyon ton CO2 , 120 bin ton SO2 ,25 bin ton NOgazı çıkmaktadır. Dünyadaki binlerce termik santralı düşünürseniz yaşadığımız bu küçük gezegeni nasıl mahvettiğimizi kolay anlayabilirsiniz. Soğutucu kulelerinden çıkan buharı “nükleerin dumanı” diye sunmaya gayret edenlere de rastlanmaktadır.


 Nükleer santralin kazanı ve boruları dışında başka parçası var mı?
Elbette vardır. Nükleer santral aslında bir beton yığınıdır dersek, hata yapmayız. Önce kazanı ve insanları koruyacak betondan kalın bir kubbesi olan yuvarlak bir betonarme kavanoz misali bir kabuk yapılır. Bunakoruma kabuğu denir. Çapı 50-60 metre civarında olan bu kabuğun kalınlığı ise 1.5-2 metre kalınlığında olmaktadır. Yüksekliği ise 20 katlı bina kadar olup içi tor çeliği olan özel bir betondur. Mühendislerin, teknisyenlerin %75 i bu bina içinde çalışır. Bina dışında ise yakıt deposu, buhar tribünü, elektrik jeneratörü, trafo ve destek üniteleri mevcuttur.
 Açık ve Kapalı Nükleer Santral nedir?
Güvenlik amacı ile üstü kapalı bir kubbe ile koruma altına alınan santrallere KAPALI sistem nükleer santral denilir. Böyle bir kubbesi olmayan etrafı basit tuğla ve üzeride fabrika çatısı gibi kapatılan yani betondan koruma kabuğu olmayan santrallere AÇIK sistem denilir.
 Koruma kabuğu betonu ne kadar sağlamdır?
Koruma kabuğu beton kalınlığı kriteri son derece katı bir şart içermektedir. Şayet bir uçak dikine bu binanın yani koruma kabuğu üzerine kaza ile düşerse beton çatlamamalıdır !!! Siz hiç böyle bir şart duydunuz mu? Ama bu gerçek ve bu yüzden BETON 1.5-2 m kalınlığındadır. Şimdi düşünün deprem bu yapıya ne yapabilir? Elbette hiçbir şey yapamaz. Gördüğünüz gibi güvenlik dünyada en çok nükleer santraller de uygulanır. Ne kadar mı? Neredeyse yatırımın %40 güvenlik için harcanır. Karşıtlar güvenlik konusunda bilgi kirliliğini bilerek yaratırlar.

 Koruma kabuğu olmadan nükleer santral yapılabilir mi?
Batıda asla mümkün değildir. Çünkü bu konuda uluslar arası Atom Enerji kurumunun şartları içinde böyle bir yatırı kimse yapamaz. Bu kuruma üye olmayan tek birlik Sovyetler birliği idi. Rus veya doğu modeli olarak adlandırılan bu santrallerde ucuzluk; güvenliğe tercih edilmiştir. İşte bu nedenden dolayı Rusya’nın 1990 öncesi santralarında koruma kabuğu yoktur. Bulgaristan ve Ermenistan santralleri de açık yani koruma kabuğu olmayan santrallerdir.

 Nükleer Santrallerin bacası var mıdır?
YOKTUR. Çünkü çekirdek reaksiyonu neticesi bir gaz ortaya çıkmaz. Termik santrallerin çıkardığı atık gazlar ise iki yönlü sıkıntı yaratır. Hem atmosfere gaz salarlar hem de bacadan çıkan kurum ve partikül atıkları ile çevredeki bitki örtüsünü ve toprağa zarar verirler. Zaten dünyayı küresel ısınmaya sokanda bu atık baca gazlarıdır. Yani felaketin suçlusu kömür, doğalgaz, ve petrolden açığa çıkan gazlardır. İnanılmaz boyuttaki bu sayıları verelim siz yorumlayın. 1000 MW bir kömür santralinden yılda: 6 milyon ton CO2 , 120 bin ton SO2 ,25 bin ton NOgazı çıkmaktadır. Dünyadaki binlerce termik santralı düşünürseniz yaşadığımız bu küçük gezegeni nasıl mahvettiğimizi kolay anlayabilirsiniz. Soğutucu kulelerinden çıkan buharı “nükleerin dumanı” diye sunmaya gayret edenlere de rastlanmaktadır.

 Nükleer Santral yılda ne kadar uranyum çubuk kullanır?
1000MW gücünde bir santralden ortalama yıllık 25 ton yakıt kullanır. Dolayısı ile yılda 25 ton kullanılmış yakıt çubuğu atığı oluşur. Uranyumun özgül ağırlığının çok yüksek (20’ye yakın) olmasından dolayı bu kütle 6 kişilik bir yemek masası ebadındadır. Kısaca yılda 1 yemek masası büyüklüğünde atığı vardır. Bu atık kömür santraları ile kıyaslanamaz. Örneğin 1000MW gücündeki kömür santrali 1 yılda (600 bin ton) yani 600.000.000 kg kül çıkartır. Bu da günlük (1.650 ton) 1.650.000 kg kül yada 110 büyük kamyon civarın da kül demektir.

 Nükleer santral yakıt atıkları nasıl saklanır?
Dünya da atığı veya hurdası GRAM ile takip edilen nadir malzemelerdendir. Altın, Gümüş, Platin, hurdaları nasıl kıymetini kaybetmez ise kullanılmış yakıtlarda o denli kıymetlidir. İleride defalarca kullanılabileceği düşüncesi ile kimse bu hurdalarını satmaz veya vermez. Başta Rusya bu yakıt çubuklarının bedelini ödeyerek almaya her an hazırdır.

 Uranyum yakıt çubukları ve atık yakıtlar ışın yayar mı?
Kullanılmamış yakıt çubuklarını elle tutmanızda bir engel yoktur. Yani radyoaktif değildir. Işın yaymaz. 2.5 yıl civarında kullanılan ve kazan içinden çıkan kullanılmış çubukları ise elle tutamayız. Çünkü ışın yayarlar. Yani Radyoaktiftirler. Bu nedenle vinçler vasıtası ile çıkarılır ve soğuma havuzlarına konulur.

 Türkiye de Uranyum ve toryum madeni mevcut mudur?
Evet. MTA tarafından bulunmuş 9200ton uranyum ve 380.000 ton toryum rezervimiz vardır.

 50 yıl sonra ömrü biten Santralin yakıt çubukları nerede ve nasıl korunur.?
Nükleer santralar de işi biten yakıt çubukları bir havuza aktarılıp orada beklemeye alınır. Yapılan olimpik boyutlarındaki bu havuz ölçüleri öyle hesaplanmıştır ki 50 yıllık çıkan yakıtı alabilecek boyuttadır. Dolayısı ile 50 yıl sonra kapatılan bir santralde havuz dışında bir atık yakıt yoktur. Gerekli ise santral de bu havuzla birlikte ve küçük bir güvenlik personeli muhafaza edilebilir. Çünkü bu malzemeler oldukça stratejiktir. Alıcısı olmasına rağmen çok az sayıdaki ülkeler bunu satar.

 Nükleer santral yapım maliyeti ve süresi nedir?
1000 MW gücünde nükleer santralin yapım maliyeti 1.7-2.5 milyar dolardır. Kömür ve su santral yapım maliyetleri de benzerdir. Doğalgaz santral yapım maliyeti ise bu değerin 1/3 oranında olup oldukça ucuza mal edilmektedir. Nükleer santral yapım süresi 4-6 yıl arsında değişmektedir. Baraj ve kömür santralleri de bu süreye yakın süreçlerde olabilmektedir. Ancak doğalgaz santral yapımı en kısa olanıdır 1-1.5 yıl arasında bitirilip işletmeye alınabilir. Yapım süreleri açısından nükleer en uzun süreyi almakta olsa da enerji maliyetleri içinde en ucuzu hidrolik,nükleer ve kömürdür. En pahalısı ise doğalgazlı santrallerdir. Ayrıca doğalgaz da dışa bağımlıdır. Bazı kömür santrallerimizde ithal kömür kullanıldığını da unutmayalım.

 Hangi enerji kaynakları ulusaldır?
Bir ülke için hidrolik santraller ve nükleer santraller ulusal enerji olarak kabul edilir. Enerjide dışa bağımlılık yok gibidir. Kömür ülke içinde çıkmakta ise ulusal bir enerji türüdür. Doğalgazı ve petrolü olmayan ülkemiz için bu son iki kaynakta maalesef dış ticaret açığımızı kabartmaktan başka işe yaramamaktadır. Doğalgaz dan elde edilen elektrik ise dünyada en pahalı elektriktir. ABD’de enerji bakanlığının açıkladığı maliyet sıralaması, en pahalıdan ucuza doğru şöyledir: Doğalgaz, Petrol, Kömür, Nükleer. Listede olmayan hidrolik ise tüm dünyada en ucuzdur ve ülkesi için ulusal bir kaynaktır. Sadece yağışlara bağlı olan bu enerji türündeki en büyük risk; kuraklıktır. Bu sebeplerden dolayı bazı bilim adamları su enerjisini ana kaynaklar yerine, yenilenebilir kaynak olarak kabul etmektedirler.

 Nükleer santral radyasyon yayar mı?
Hayır. Ne radyasyon, ne kül, ne de baca gazı atığı nükleer santral için mevcut değildir. Yakıt çubuğu çıktısı (atığı) ise yılda bir yemek masası büyüklüğü hacminde olup 25 ton civarındadır. Bu nedenlerden dolayıdır ki şehir kenarlarına ve deniz kenarlarına en risksiz bir şekilde sadece nükleer santral ve doğalgaz santralı kurulabilir.

 Amerika veya Fransa da niçin bazı nükleer atıklar problem oluyor?
Çünkü onlar kullanılmış yakıt atığı değildir. Çok tehlikeli boyutta olan bu atıklar genelde atom bombası yapımı için plütonyum ayrışımında, bazı arge faaliyetleri sonucunda ortaya çıkarlar. Örneğin ABD nötron bombasına ulaşırken ne denli nükleer atık çıkardı bu bilinemez. Netice olarak başa bela ve problem olan atıklar işi biten nükleer santral yakıt çubukları değildir.

 Nükleer santralin yapıldığı yörede işsizlik ve gelişime katkısı ne olur?
Bir nükleer santral yapımında 1500-2000 kişi çalışmaktadır.4-5 yıl sürecek bu santralın yapımında hakim malzeme beton ve çelik konstrüksiyondur. Tamamı yerli imkanlar ile karşılanacaktır. Az sayıda yabancı firma mühendislerinin de üretimin bitmesine kadar başında bulunmaları doğaldır. Yapıldığı bölgede işsizlik çok azalacağı gibi birçok mühendis ve firma yetkililerinin o bölgeye yerleşmelerinden dolayı kira, emlak, arazi değerleri aniden yükselir. Bölgeye gelen kamyon ve malzeme miktarını düşünmek, sadece bu insanların barınma ve yiyecek sorunlarını bile çözümlemek amacı ile yöre halkına düşecek katma değeri hesaplamak bile oldukça zordur. Kısaca bu yatırımı bir demir-çelik, yada suyu olmayan bir baraj yatırımına benzetmek olasıdır. Ayrıca bölgesinden göçerek başka yörelere göçenler de bu tip projeler ile geriye memleketlerine dönebilmektedirler.

 Nükleer santral yerli imkanlarla yapılabilir mi?
1986 yılında TAEK tarafından yapılan inceleme neticesi: ilk santralde %25 yerli katkı kullanılabileceği, 5. santralde ise bu oranın %93.5 seviyesine ulaşacağı hesaplanmıştır.

  Nükleer santral fiyatı ne kadardır?
Dünya piyasalarında Nükleer Santral fiyatların peşin ve vadeli fiyatları oldukça farklılıklar arz etmektedir. Peşin olarak güncel değerleri 1.7-2.5 milyar dolar seviyesindedir.Ülkemizde 1996 yılında yapılan son ihalede teklif edilen fiyatlar ise şöyledir: AECL(Kanada) 2.6 milyar $, Westinghouse (ABD): 3.3 milyar $, NPI(Fransa-Almanya) : 3,2 milyar $.

 Nükleer Enerjinin ikinci sıradaki kullanım alanı neresidir?
Gemilerdir. Dünyada bugüne kadar yapılan toplam nükleer denizaltı sayısı 400 dür. Halen 150 adedi çalışır durumdadır. Ayrıca çeşitli devletler de nükleer güçle çalışan 22 uçak gemisi, 13 destroyer ve 8 buzkıran gemisi hizmet vermektedir.

Enerji, Türkiye ve Dünya

   Enerji en basit tabirle iş yapabilme yeteneğidir. Gelişmekte olan ülkemizde ise en ihtiyaç duyulan kavram, ihtiyaç ise maalesef ki adı kadar kolay olmayan Enerjidir.
   Gelişmekte olan ülkelerin en büyük sıkıntısı bilindiği üzere sanayi, ihracat, ithalat vb. konular için enerji ihtiyacının karşılanması problemleridir. Türkiye'nin  2002 deki sektöre göre enerji tüketim miktarı % 25 Sanayi Sektöründe, % 28 ile Ulaştırma Sektöründe , % 44 ile Meskenlerde, % 37 ile Tarımda, % 37 ile Elektrik sektöründe artığı göz önüne alındığında, 2016 yılının bu değerlerin 12 yılda aşağı yukarı kaç katını aşacağı rahatlıkla tahmin edilebilmektedir.
    Türkiye enerji ihtiyacını; jeotermal, güneş, rüzgar, (yeteri kadar olmasa da) dalga, hidrolik, çevrim santralleri, kömür, biyogaz  vb. tüm enerji kaynaklarından sağladığı toplam enerji ile % 25 -30 arasında ancak enerji ihtiyacını karşılaya bilmektedir. Geriye kalan %70- 75 enerji ihtiyacımız ise diğer ülkelerden (Rusya, İran, Azerbaycan, Irak, Suriye vb. ) karşılanmaktadır maalesef ki!!!
    Ülkemizdeki cari açığın en büyük kısmını Enerji , enerji ithalatı almaktadır. Buda cebimizden sürekli dışarıya para aktardığımız anlamına kısaca gelmektedir. Türkiye Hidroelektrik kapasitesi ve kot ve kapasite anlamında dünya çapında çok büyük değerlere sahip olmasına rağmen halen büyük eksikliklerin olduğu ortaya çeşitli raporlarla çıkmaktadır. Ayrıca az gelişmiş ülkelerde bile nükleer santral varken ülkemize yeni yeni kurulmaya başlanması için çalışmalar başlatılmıştır. Bunun dışında yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik büyük destekler bilindiği üzere artmış ve büyük projeler yapılmaya başlanmış, bir çoğunun projesi bitmiş bulunmaktadır. Kısaca ülkemiz açısından enerji ve enerji ihtiyacına yönelik büyük projeler, araştırmalar, çalışmalar, geliştirmeler vb konularda yol kat edilmeye başlanmıştır.

    Ülkemiz açısından dış siyasetle olan olaylar kısacası enerji üzerinedir. Çünkü dünyada enerji ihtiyacı gün geçtikçe artmakta ve ayrıca enerji için kaynaklarımız tükenmekte, kullanılmaz hale gelmektedir. Buda ülkelerin sömürge elde etme çabaları, pastadan pay alma çabasına dönüşmektedir. Bu pastadan pay alabilmek için ülkeler her yola baş vurmaktadır.
 Örnek vermek gerekirse Greenpeace çevre örgütü bilindiği üzere Ülkemizde Nükleer Santral çalışmaları başladığı günden beri '' Nükleere Hayır! '' kampanyası başlatmış , gerek medya organları gerek eylemler gerekse bizzat telefonla arayıp Nükleer santral için olumsuz bir hava oluşturmak için elinden geleni arkalarına koymamışlardır.
Şunu sormak gerekiyor '' Neden Türkiye ? , Neden hayır diyorlar?, Nükleer Gerçekten de zararlı mı?'' Soruların cevabı çok basit Greenpeace çevre örgütü Fransa da kurulmuş, halen ana ofisleri oradadır ve tüm çalışmalarını buradan yürütmektedirler. Bunu neden anlatıyoruma gelince Fransadaki  bir örgüt senin iç işlerine karışıp, senin kalkınmanı istemiyor. Yalnız şu noktaya dikkat etmek gerekiyor Fransa enerjisinin % 70 ini Nükleer Santralerden sağlıyor ve bu ülkede Greenpeace tarafından tek bir eylem yok ! Yani Olaylar Farklı !! 

Bende Şunu soruyorum Dünyadaki onca ülke Nükleerle çalışırken bizim ülkemiz neden çalışmasın ?
İçinizden ''Nükleer zararlı ama kanser yapıyor!'' gibisinden lafları duyar gibiyim.  Bilinmediği ve ülkemizin araştırma yapmasını hiç sevmediğini , kulaktan doğma haberlerle ilerleyen insanlarının en büyük yanlışı bu bence !!! Nükleer Santral çevresinde yaşayan insanlar yılda telefonlarından aldığı radyasyonun Onda Biri  kadar radyasyon almakta ayrıca hastaneler ,elektronik cihazlar vb şeylerden yılda aldığımız radyasyon nükleer santrallerin kat kat üstündedir. Aptal olmayalım !!! Çevreye nerdeyse hiç etkisi olmayan bu nimeti bu fırsatı bu önemli olayı kullanmak bizim için en iyisi olacaktır. Komşu olan tüm ülkelerde nükleer santraller varken ülkemiz açısından her anlamda büyük önem arz ediyor.

Salı, Şubat 23, 2016

Taşınabilir Rüzgar Türbinleri..

Taşınabilir Rüzgar Türbinlerinin Faydaları:

Amerika’nın ünlü enerji şirketi  Uprise Energy taşınabilen rüzgar türbini sistemi üretti. Taşınabilir rüzgar türbinleri ortalama 50kw güç üretmektedir. Kırsal kesimlerde ve şehir merkezinde kullanılabilmektedirler. Taşınabilir rüzgar türbinlerinin rahatça taşınabilir olması avantajlarından birisidir. Ayrıca rüzgarın hızına bağlı olarak da  enerji üreten mobil rüzgar türbini sisteminin ürettiği enerjiyle en az 15 tane evin elektrik ihtiyacını karşılamaktadır. Sistemin en önemli avantajlarından bir başkası depolanabilmesidir.

Mobil Rüzgar Türbininin Kullanım Alanları
Mobil rüzgar türbini üreten şirket Uprise Energy’nin açıklamalarına göre mobil rüzgar türbini konserlerde, festivallerde, dikey delme işlemleri, kamplarda, merkezi bölgelerden uzak yerlerde kullanıcıların elektrik ihtiyacını karşılamakta oldukça verimli olması taleplerin artıran nedenlerdir. Ayrıca sistem kolay ve hızlı bir şekilde kurulmakta ve her arazi koşullarına karşı uygun enerji üretebilmektedir.
Her an etrafımızda meydana gelen rüzgar enerjisi ne kadar randımanlı kullanılabilir? Bu sorudan yola çıkan Kickstarter projesi küçük boyutlarda, mobil rüzgar türbinleri üretmek amaçlı işe koyulmuş.
Bu projede İzlandalı bir kuruluş bunu çantanıza sığacak duruma getirerek tamamıyla orijinal bir başarıya imzasını atmış. Toplamında dört çeşitli boyutta üretilen ürünlerin en minik modeli yalnızca 50 Watt üretmekte ve 680 gr ağırlığında.
Sonraki modeller sırası ile 400 Watt ve 1000 Watt üretebiliyor. En büyük kapasiteli alternatif ise 2500 Watt üretmekte.

Basit Olarak Güneş Pili Yapımı ...

Güneş pilleri (fotovoltaik piller), yüzeylerine gelen güneş ışığını doğrudan elektrik enerjisine dönüştüren yarı iletken maddelerdir. Yüzeyleri kare, dikdörtgen, daire şeklinde biçimlendirilen güneş pillerinin alanları genellikle 100 cm² civarında, kalınlıkları ise 0,2-0,4 mm arasındadır.
Güneş pilleri fotovoltaik ilkeye dayalı olarak çalışırlar, yani üzerilerine ışık düştüğü zaman uçlarında elektrik gerilimi oluşur. Pilin verdiği elektrik enerjisinin kaynağı, yüzeyine gelen güneş enerjisidir. Güneş enerjisi, güneş pilinin yapısına bağlı olarak % 5 ile % 20 arasında bir verimle elektrik enerjisine çevrilebilir.
                                 BASİT GÜNEŞ PİLİ YAPIMI RESİMLİ ANLATIM
Bir miktar bakır levha alıp, ocak üzerinde ısıtmaya bırakınız.


Bakır levha ısındıkça önce kırmızı ve portakal renkli, ardından da koyu renkli şekiller göreceksiniz.


Bakır levhanın yüzeyi simsiyah olana dek ısıtmaya devam ediniz.




cağın altını kapatınız ve bakır levhayı soğumaya bırakınız. Soğuma gerçekleşirken üstteki siyah tabakanın kavladığını pul pul döküldüğünü göreceksiniz.


izim elde etmek istediğimiz, bakır levhanın alt tabakasındaki bu kısım.
Şimdi isterseniz, içi yarısına dek tuzlu suyla dolu yarım bir pet şişenin içine, birbirine değmeyecek şekilde, elimizdeki işlenmiş bakır levhayı ve yeni kestiğimiz bir başka bakır levhayı yerleştirelim. Güneş ışığına maruz bıraktığımızda elektrik ürettiğini göreceksiniz.

Gölgede üretilen elektrik daha az olacaktır.


Güneş pilinizi portatif yapmak isterseniz de CD kabı ve silikon temin ediniz.

İşlenmiş bakı plakanın köşesine bir parça kablo lehimleyiniz.”U” şeklinde bakır levha kesiniz.

Kestiğiniz bu levha, işlenmiş bakır plakadan büyük olmalıdır. İki levha birbirine değmeyecek şekilde, işlenmiş bakır levhamızı da CD kabına silikonla sabitliyoruz.


İki levha arasına tuzlu su koyunuz ve tüm CD çerçevesini silikonla kapatınız.

Gölgede bile elektrik ürettiğini görebilirsiniz.


Enerji ve Yenilenebilir Kaynaklar

Enerji ve Yenilenebilir Kaynaklar
Türkiye geçtiğimiz on yılda kaydettiği ekonomik büyümeye paralel olarak dünyanın en hızlı büyüyen enerji piyasalarından biri haline gelmiştir. Enerji dağıtımının tamamen özel sektöre devredildiği ve enerji üretim varlıkları özelleştirilmesinin önümüzdeki beş yıl içerisinde tamamlanmasının planlandığı bu dönemde başarılı bir biçimde uygulanan özelleştirme programı, ülkenin enerji sektörüne son derece rekabetçi bir yapı ve büyüme için yeni ufuklar kazandırmıştır.

Ekonomik büyüme, artan kişi başına düşen gelir, olumlu demografik eğilimler ve yüksek şehirleşme hızı, enerji talebinin başlıca etmenlerini oluşturmakta ve bu talebin 2023 yılına kadar yılda yaklaşık %7 artacağı tahmin edilmektedir.

Türk hükumetinin daha rekabetçi bir enerji sektörü oluşturmak için attığı en yeni adımlardan biri olan enerji borsasının kurulması, planlama sürecinin son aşamasına gelmiştir. Enerji borsası yalnızca pazarda liberalleştirmeyi artırmayacak, aynı zamanda şeffaflık sağlayarak 2014 yılında faaliyete geçtiğinde arz ve talep arasında sağlıklı bir denge kurulmasına yardımcı olacaktır.

Türkiye, geniş bir yerel piyasaya sahip olmanın yanı sıra stratejik açıdan başlıca enerji tüketicileri ve tedarikçileri arasında yer alarak bölgesel bir enerji merkezi konumunda bulunmaktadır. Mevcut ve planlanan petrol/gaz boru hatları, kritik Türk boğazları ve ülkede yeni bulunan umut verici hidrokarbon rezervleri, Türkiye’nin enerji fiyatları üzerindeki kontrolünün artmasını sağladığı gibi enerji köprüsü rolünü de güçlendirmektedir.

Su, rüzgâr, güneş, jeotermal ve diğer enerji türleri gibi yenilenebilir enerji türleri Türkiye’de bol miktarda bulunmakla birlikte uygun tarife garantileri ile desteklenen teşvik edici politikaların önümüzdeki yıllarda ulusal şebeke içindeki payının artması beklenmektedir. Türk hükumeti, ülkenin toplam kurulu gücündeki yenilenebilir kaynak payını 2023 yılı itibarıyla %30 gibi dikkat çekici bir seviyeye çıkarmayı öncelik haline getirirken, diğer taraftan gerek bireysel gerekse kurumsal düzeylerde enerji tasarrufuna yönelik ilkeleri belirleyen yasalar çıkararak enerji verimliliği kavramını hayata geçirmektedir.
Gelecek yıllarda Türkiye`nin enerji stratejisinde yenilenebilir kaynaklar kadar önemli olan atık işleme ve sera gazlarının azaltılması gibi teknolojiler de bu yeni elektrik üretimi biçimiyle birlikte son derece önemli ek uygulamalar olarak sıklıkla anılmaktadır. Yenilenebilir kaynaklara başvurularak çevrenin korunmasına, karbon salınımlarının azaltılması, üretim/aktarım verimliliğinin artırılması ve atık yönetimi teknolojileri kullanımının teşvik edilmesi gibi yürürlükte olan veya yakında yürürlüğe girecek önlem ve düzenlemeler eşlik etmektedir.

Bu etmenlerin tümü Türkiye enerji sektörünü derinlemesine şekillendirip bu sektörü dünyadaki en cazip yatırım yerlerinden biri haline getirmiştir. Türk enerji sektörü, yatırımcı dostu düzenlemelerin uygulanması ve yüksek talep artışına paralel olarak daha canlı ve rekabetçi bir hale gelmekte ve tüm enerji alt sektörlerindeki değer zinciri bileşenleri için giderek artan sayıda yatırımcının ilgisini çekmektedir.

2023 yılına kadar Türkiye’deki enerji talebini karşılamak için gerekli toplam yatırım miktarının, son on yılda gerçekleştirilen toplam yatırım miktarının iki katını aşarak yaklaşık 120 milyar ABD doları olması beklenmektedir.

Türkiye’nin Cumhuriyetin 100. yılının kutlanacağı 2023 yılına yönelik vizyonu gereği enerji sektörüne ilişkin yüksek hedefler öngörülmektedir. Bu hedefler arasında aşağıdakiler yer almaktadır:

o   Kurulu gücün 120.000 MW’a çıkarılması
o   Yenilenebilir enerji kaynakları payının %30’a yükseltilmesi
o   Su enerjisi kullanımının en üst düzeye çıkarılması
o   Kurulu rüzgâr enerjisi kapasitesinin 20.000 MW’a ulaştırılması
o   600 MW jeotermal ve 3.000 MW güneş enerjisi kapasiteli santrallerin kurulması
o   Taşıma hattı uzunluğunun 60.717 km’ye çıkarılması
o   Enerji dağıtımı birim kapasitesinin 158.460 MVA düzeyine çıkarılması
o   Akıllı şebeke kullanımının artırılması
o   Doğal gaz depolama kapasitesinin 5 milyar m3’e yükseltilmesi
o   Enerji borsası oluşturulması
o   Nükleer enerji santrallerini işletmeye almak (iki nükleer elektrik santralini faaliyete almış olmak,
bir üçüncüsünün inşaatını sürdürmek)
o   18.500 MW kapasiteli kömür yakıtlı bir elektrik santrali inşa etmek

google.com

Pazar, Şubat 21, 2016

New route towards Russia on energy





Energy security in question is located in a strategic location, Turkey is a serious demand for energy each year, the production and investment needs. In this context, the Turkish world will combine transit routes Caspian corridor 'to revive the economy of the region against the Russian crisis.

After the shooting of Russian warplanes repeatedly violating the border line between Turkey continues diplomatic crisis between the two countries began. Russia many economic sanctions applying in this process, Turkey has resorted to the alternative path. Coming up on the search for a safe route for foreign trade, economy minister in his visit to Turkmenistan last week 'Caspian corridor,' he emphasized. Economy Minister Mustafa Elitaş issues relating to expedite "Today we need a way of combining the Turkish world in terms of logistics. This way, the Caspian corridor, "he said.

INTEGRATION OF PROVIDING THE COUNTRY TURKEY

This line will connect Asia and Europe via the Caspian Sea is a key part of the Central Asian countries. In cooperation with Turkey, Turkmenistan, Kazakhstan and Azerbaijan suffers head.
Many countries attach great importance to this corridor and investing. Baku-Tbilisi-Ceyhan (BTC) Crude Oil Pipeline, Baku-Tbilisi-Erzurum (BTE) natural gas pipeline, Trans-Caspian Gas Pipeline, Trans-Anatolian Pipeline (TANAP) are among the investments made. In addition, this investment will improve the infrastructure of the Caspian corridor will extend to China and will strengthen its position in Turkey.

THE WORLD TALK TANAP PROJECT

Azerbaijan in the Caspian Sea will be removed from the Shah Deniz-2 Course, which will carry natural gas to Turkey and Europe via the Trans-Anatolian Natural Gas Pipeline Project (TANAP) is scheduled to start in 2018 with the first gas flow.
Turkey's border with Georgia in Ardahan project starting from Posof to Türkgözü village, Ardahan, Kars, Erzurum, Erzincan, Bayburt, Gumushane, Giresun, Sivas, Yozgat, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara, Eskişehir, Bilecik, Kutahya, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Edirneol to Tekirdag and to 20 provinces, 67 districts and 600 villages will pass. Greece will end at the border of Edirne Ipsala district project from this point to connect to the Trans-Adriatic Gas Pipeline.

CEYHAN WORLD MARKET

The total length of 768 thousand km of Baku-Tbilisi-Ceyhan pipeline, 78 thousand km of going through 10 provinces and 330 villages in the territory of Turkey. starting from Baku to Ceyhan in Ceyhan ending with the transportation of Azerbaijani oil pipeline initially will be produced in the region, including oil and is planned to be delivered to the world markets by tankers. With this project, Turkey, next to the additional income opportunities arising from the transition, providing the profits from the investments that we own shares.
Solidified geopolitical power with this project, Turkey also risks arising from excessive traffic load on the switch and open the Turkish straits in terms of minimizing provides a significant advantage.

BAKU-Tbilisi-Erzurum (BTE) NATURAL GAS PIPELINE

Caspian gas resources of the country and aiming to move into the European market 690 km long Baku-Tbilisi-Erzurum (BTE) Natural Gas Pipeline (Shah Deniz Project) began to be referred to natural gas as of July 2007. With this project, Azerbaijan (Shah Deniz) was intended to transport natural gas to Turkey via Georgia.

PASS HAZAR GAS PIPELINE

Of natural gas from Turkmenistan via Turkey and Turkey for export to the European market Trans-Caspian Gas Pipeline began the process. natural gas crisis between Russia and Ukraine experienced, Turkmen natural gas, as well as Kazakh gas pipeline through the Caspian Sea to western markets gave rise to the need to reach. In this context, the Kazakh and Turkmen natural gas, Azerbaijan with a pipeline laid under the Caspian Sea and then come to our country.

About Me

   

   
coskun gel
I was born in Elazığ at 1992. After a while we moved Aliağa which is town of seaside and industrial in İzmir. We are living since 23 years in here.
I graduated Mehmet Saka and Fatih Primary Schools, after I studied Electric-Electronic Industrial Maintenance department in Aliağa Anadolu Teknik High School. I have saveral idea of my mind for future and different ideas for different projects. And I studied a preparatory school  caused of our obligatory education system. According to someone it will be a warrantable job or discovered for new life inside lots of dreams ‘university’. I searched also deeply reviews fort that. And consequently, I have been to start Süleyman Demirel University Energy Systems Engineering department.

I am a student 3rd grade now. On behalf of my department, on behalf of myself, on behalf of my country different ideas, projects, investments, work, education facilities, improvements, developments and so on. I expend energy work on the issues. I will try to share my all Blog posts, Lecture Notes, Projects, New Current News via this blog. And I am waiting for your request, desire, project, opinions and feelings from the contact section. Please do not hesitate to contact US.

Perşembe, Şubat 18, 2016

Gözümden Enerji Sistemleri Mühendisliği ( ESM )

Enerji Sistemleri Mühendisliği

Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü, her türlü enerjinin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde üretilmesinden, tüketiciye sunulması ve ekonomik olarak kullanılması süreçlerini planlayan, projelendiren, uygulayan ve bu konularda strateji geliştiren bir disiplinidir. Tanım olarak böyle söylenen bu meslek kabaca enerjiyi ucuz ve kaliteli hale getirecek şekilde sistemler,araç ve gereçler kullanan mühendislerdir. Gelecekte enerjinin efendileri olacaklardır. Bu meslek dünya ve ülkemizde de bilinmeye başlamıştır. Bu disiplin dalını bitirecek öğrenciler üniversitelerinden Enerji Sistemleri Mühendisi diploması ve ünvanı alacaklardır. Ayrıca bölümün en büyük avantajı (bence) enerji ile alakalı bütün özel ve kamu şirketlerinde çalışabilme olanağıdır. Enerji Sistemleri Mühendislerinin çalışabileceği şirket ve kamu kuruluşlarının bazılarını örnek vermek istiyorum.
Özel sektörde enerji sistemleri ve teknolojileri ile ilgili tüm alanlar,

• Mekanik-Tesisatçılık (Isıtma, Soğutma, Havalandırma, Sıhhi Tesisat),
• Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı,
• Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK),
• Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (PİGM),
• Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA),
• Bor Enstitüsü,
• Elektrik İşleri Etüd İdaresi (EİE),
• Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ),
• Türkiye Elektrik İletim A.Ş.(TEİAŞ),
• Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ),
• Devlet Su İşleri (DSİ),
• Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ),
• Türkiye Petrolleri Arama Ortaklığı (TPAO),
• Türkiye Boru Hatları Taşıma A.Ş. (BOTAŞ),
• Türk Petrol Rafineleri A.Ş. (TÜPRAŞ), 
• Türkiye Atom Enerjisi Araştırma Kurumu (TAEK).
• TEMSAN
• BM Hidrojen Enstitüsü
• Taş Kömürü İşletmeleri

• TCDD
• MEB’da Teknik Öğretmen


Bu kadar çalışma imkanı varken de ya iş bulamazsam korkusu size de artık yok artık dedirtecektir. Ortalama 2000-5000 TL arası maaş alabilirsiniz.Ayrıca diyorsanız ki "ben patron istemiyorum,kendi işimin patronu olacağım", o zaman da kendi şirketinizi kurabilirsiniz. Bu mesleğin en büyük avantajlarından biri de opsiyonlarının fazla olması.Kesinlikle bir çok fırsat karşınıza çıkacaktır.Fakat mezun olupta tamam bu kadar çok para kazanacağım demek hayalden öteye gidemez. Her ne kadar bu bölümü bitirmiş olsanızda kendinizi geliştirmenizin maaşınıza + katkı yapacağından emin olabilirsiniz.Örneğin yabancı dil üzerine kendinizi geliştirirseniz büyük şirketler de çalışabilir,yabancı şirketlerle anlaşmalar yapabilir ya da yabancı şirketlerde proje bazlı çalışabilirsiniz.

Tüm fabrikalarda “Enerji Yöneticisi” olarak
• Elektrik üreten tüm özel sektör ve kamu kuruluşlarında
• Özel sektörde enerji sistemleri ve teknolojileri ile ilgili tüm alanlar,
• Mekanik-Tesisatçılık (Isıtma, Soğutma, Havalandırma, Sıhhi Tesisat),
• Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı,
• Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK),
• Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (PİGM),
• Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA),
• Bor Enstitüsü,
• Elektrik İşleri Etüd İdaresi (EİE),
• Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ),
• Türkiye Elektrik İletim A.Ş.(TEİAŞ),
• Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ),
• Devlet Su İşleri (DSİ),
• Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ),
• Türkiye Petrolleri Arama Ortaklığı (TPAO),
• Türkiye Boru Hatları Taşıma A.Ş. (BOTAŞ),
• Türk Petrol Rafineleri A.Ş. (TÜPRAŞ), 
• Türkiye Atom Enerjisi Araştırma Kurumu (TAEK).
• TEMSAN
• BM Hidrojen Enstitüsü

• Taş Kömürü İşletmeleri
• TCDD
bu bölümlerde çalışabilir.